
1) Omuz ağrısına sahip kişiler için sonuçların öngörülmesinde psikososyal etkenler fiziksel etkenlerden çok daha fazla öneme sahiptir.
2) Klinik bir tanı koymak zordur. Ortopedik testler belirtilerin açığa çıkarılmasında iyidirler, ancak hangi yapıların belirtilere neden olduğunu ayırt edemezler.
3) Bel ağrısına benzer şekilde, görüntüleme (X-Ray, Ultrason, MR) ile omuz ağrısı arasında çok zayif bir korelasyon (ilişki) vardır.
4) Ayrıca skapular diskinesi (kürek kemiği hareket bozukluğu) dahil üst vücut postürü (düzgünlüğü) ile belirtiler arasında hatırı sayılır ölçüde bir belirsizlik vardır.
5) Subakromial sıkışma sendromu teorisi için kanıt oldukça müphemdir.
6) Omuz Belirti Modifasyon Prosedürü (SSMP) tüm bu belirsizliklere hitaben girişimde bulunur ve belirtilerin asıl kökenini bilmeksizin hastaların belirtilerini iyileştirmeye çalışan bir yöntemdir.
7) Belirtileri iyileştirmek için bulunan SSMP teknikleri, daha sonra takibin parçası olarak kullanılabilir.
8) Hiçbir zaman SSMP bağımız bir prosedür olamaz ve omuz ağrısı ile ilişkili döndürücü manşet için kademeli bir egzersiz programı içerisine sıklıkla yerleştirilmiştir.
9) Subakromial sıkışma sendromu ve kısmı kalınlıkta döndürücü manşet yırtıkları için egzersizin cerrahi kadar etkiki olduğu gösterilmiştir.
10) Bu, travmatik olmayan tam kalınlıkta döndürücü manşet yırtıkları içinde etkilidir (Cerrahiye olan ihtiyacı %75’e kadar azaltarak). Bu yüzden cerrahi bir seçenek olmasına rağmen, ilk olarak fizyoterapiyi deneyin. (yaklaşık 12 hafta)
11) Eğitim, öneri ve egzersiz oldukça önemli tedavidir, ancak (yaşam tarzı değişikliği ve tüm vücut egzersizleri gibi) diğer tedavilerle desteklenmesi gerekebilir.